Konaklama İşletmelerinde Misafir ve Çalışan Mutluluğu

Konaklama İşletmelerinde Misafir ve Çalışan Mutluluğu

Avni Aker / İNKAY Üyesi

Tatil Yöresi konaklama işletmeciliğinin temel ilkelerinden birisi de misafiri otele gelişinde candan karşılamak, konakladığı süre içinde onun keyifli anlar geçirmesini sağlayacağı, mutlu olacağı ortamları yaratmak ve evine doğru yola çıkarken de işletmeden mutlu bir şekilde ayrılmasını sağlamaktır.

Bunları sağlayabilen işletmelere o misafir tekrar gelmek ister, eşine dostuna harika bir tatil geçirdiğini, her fırsatta aktarır. Çevresindeki kişileri de o işletmeye gitmeleri için özendirir. Bu şekilde bizlerin, otel işletmesinin gönüllü elçisi gibi davranır. Hatta, profesyonel tanıtım, halkla ilişkiler ve reklâm şirketlerinin yapacakları çalışmalardan daha da etkili olan konuşmaları ve görüşmeleri yaparlar. Bu misafirlerimiz, pazarlama ve satış etkinliklerinin en etkilisi, belki de tarihte en eski ve geçerlisi olan “Fısıltı Gazetesi” işlevini görür.

Bu çerçeve içerisinde bakıldığında amacımız, otelimize gelen misafirlerimizi verdiğimiz hizmetlerle, sunduğumuz çeşitli ürünlerle memnun edip, onların beğenisini kazanmaktır. Misafirlerin beklenti ve ihtiyaçlarının biraz üzerinde hizmet ve ürünlerimizi sunarsak, çok önemli sonuçlar alabiliriz. Bunun örneklerini bu sektörde her uğraş dalında ve düzeyde çalışmış birçok meslekdaşımız mutlaka yaşamışlardır. Misafirin verilen hizmetlerden memnun kaldığını büyük bir heyecan ve coşku ile bizlere aktardığında, aynı heyecanı bizler de duymalıyız. Başarının bir takım işi olduğunu, ekibimizdeki her çalışanın kendisini geliştirmek için gayret ettiğini, onlara eğitimler verdiğimizi, açıkça anlatmalıyız.

Misafirlerimizin sözlü ve yazılı beğenilerini de yaptığımız otel içi toplantılarda aynı şekilde çalışanlarımıza duyurmalı, bu güzel haberleri onlarla paylaşmalıyız. Misafirlerimizin memnun olmasında, kapıdaki görevliden en üst düzeye kadar hepsinin ayrı yeri ve önemi olduğunu belirtmeliyiz. Onlarla çalışmaktan gurur duyduğumuzu, otelcilik hizmeti sunulurken, birlikte hareket etmenin ve dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamalıyız. Onların ekonomik ve sosyal yaşamını nasıl arttırabileceğimizi, bunun yolunun da misafir memnuniyetinden geçtiğini açıklamalıyız. Misafir sayısının artması ile sürekli gelir elde edebileceğimizi ve bunları da zaman içinde çalışanlarımıza yansıtabileceğimizi söylemeliyiz.

Birlikten güç, kuvvet doğar, birlikte üretmekten ve ürettiğimiz güzellikleri de sadece misafirlerimizle değil, birlikte çalıştıklarımızla paylaşmaktan da zevk aldığımızda, her bakımdan kazançlarımız artacaktır.

Hep birlikte kazanmak üzere…

Esen kalın…

“İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ ” Anlayışının Oluşması

“İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ ” ANLAYIŞININ OLUŞMASI

Üretim yapmak için

ne  zaman iki ele ihtiyaç duysam,

yanında bir de insan geliyor.

                                                                      Henry Ford

Avni AKER

İNKAY Üyesi

Tarih boyunca insanlar önce yakın çevrelerindeki yerleri daha sonra da daha uzak bölgelerdeki coğrafyaları merak etmişlerdir. Gezdikleri yerlerde gördükleri bazı malzeme, iş ve işlemleri kendi toplumlarına da aktarmışlardır. İnsanlardaki  bu merak güdüsü günlük yaşamı daha da kolaylaştırmak amacıyla yeni buluşların ortaya çıkmasını sağlamıştır. 19.Yüzyılda ülkeler arasındaki ulaşım ve iletişim olanaklarının da artmasıyla, birbiri arkasına yeni buluşlar olmuş, bunlar ülkeler arasında ve toplum katmanlarında hızla yaygınlaşmıştır. Buhar gücünün etkisiyle makinalaşma, sanayi devrimine neden olmuş ve teknolojide yeni buluşlara yol açmıştır.

İnsan yaşamını kolaylaştırmak, birim alandan daha fazla ürün almak, daha az emekle daha çok üretmek düşüncesi toplum katmanlarında yayılmaya başlamıştır. Kentler, ya da yerleşimler arasında ulaşım olanaklarının artması, sadece ticaret yapanları değil, meraklı kişilerin de değişik ülkelere seyahat etmesini sağlamıştır. Seyahatlere çıkanlar gezdikleri yörelerde gördüklerini yazarak, ya da gittikleri yerlerde anlatarak, birbirinden uzak olan bölgelerde yaşayanlar arasındaki bilgi akışını sağlamışlar ve bir bakıma dönemin iletişim aracı görevini yerine getirmişlerdir.

Bilgi alış-verişi sayesinde, insan yaşamında kullanılan araçlar daha da geliştirilmiş, bunların hayata geçirilmesi amacıyla düzenli çalışmalar yapılmış, daha rahat yaşamak için “Sistemler” oluşturulmuştur. Bilim insanları, yazarlar, gemiciler,  müzisyenler, teknik  becerilere sahip kişiler yeni buluşlar yapmaya ve toplumun hizmetine sunmaya başlamışlardır. Bu yaratıcı kişiler icatları sadece kendileri için değil, diğer insanlar da yararlansın diye yapmak üzere tasarlamışlardır. Ürettiklerini önce çevrelerindeki kişilerle sonra da toplumla paylaşmışlardır. İnsanların eskiye göre daha az yorulması, kas gücünün yerini makinelerin alması, bunların insan yaşamına getirdiği kolaylıklar ve sonuçta onların daha az yorulması, buluşları yapanları da mutlu etmiştir.

İkinci Dünya Savaşı milyonlarca insanı etkilemiş, insanlık adına çok acı olaylar yaşanmıştır. Şehirler yok olmuş, insanlar ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Zamanla toplumların yaraları sarılmaya, ekonomik ve sosyal anlamda gelişmeler olmaya başlamıştır.

1950 yılı sonrasındaki çalışmalar,  toplum içinde insan öğesinin ön plana çıkmasını sağlamıştır. Sanayi gelişiminin ilk dönemlerindeki ağır çalışma koşulları, uzun çalışma saatleri insan gücünün tükenmesine, psikolojik , sağlık  ve toplumsal sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu dönemde sadece teknik ya da teknolojik gelişmeler olmamış, sosyal araştırmaların sayısı da artmaya başlamış, bu bilgiler toplum katmanlarında tartışılır olmuştur. Yıllar geçtikçe daha sağlıklı çalışma koşullarının oluşması amacıyla , duyarlı bilim insanlarının araştırmaları, sosyal yaşamla ilgili toplumsal dayanışmalar artmış, iş yaşamını doğrudan ilgilendiren  yasalar hayata geçirilmiştir. Bu araştırma ve çalışmalarda “insan öğesinin” önemli bir değer olduğu ispatlanmıştır.

Hangi iş kolu olursa olsun, mutlaka insan bilgisi ve emeğine ihtiyaç duyulacağı anlaşılmış, özellikle sanayileşme süreci içerisinde sistemli ve düzenli adımlar atılmış, çalışanlar lehine sürekli iyileştirmeler yapılmıştır.

Küçük işletmelerin yerini daha çok kişinin çalıştığı, uzmanlık gerektiren  işlerin, görevlerin arttığı  iş piyasasında işletme ölçeği değişmiş ve daha sistemli düzenli çalışmaların sağladığı yararlar görülmeye başlanmıştır. Şirketlerde yönetim ve organizasyon kavramları yer almaya ve kurumsal davranışların olumlu sonuçların alınmasına yol açtığı saptanmıştır.

. Çalışanlarla ve onların sorunlarıyla doğrudan  ilgilenen “Personel Departmanları” kurulmuş, bunlar zaman içerisinde çalışma yaşamı ile ilgili birçok konuyu, sorun haline gelmeden çözmeye başlamışlardır. Daha sonraları ise (1970’ler) “Önce İnsan” yaklaşımı iş yaşamının farklı boyutlarda ele alınmasını sağlamıştır. İnsan sadece fizik gücü ile değil, psikolojisi, eğitimi, deneyimi , bilgisi, toplumdaki yeri ve üretime katkısı ile değerlendirilmeye başlanmıştır. Yaklaşım böyle olunca, üretimin bir parçası olan insanı  maddi, fiziksel kaynaklar gibi, ‘İnsan Kaynağı’ olarak ele almak gerekliliği doğmuştur. Bu düşünce de “Personel Yönetimi” anlayışını “İnsan Kaynakları Yönetimi” yaklaşımına taşımış, uluslararası boyutta gerek kamu sektöründe, gerek özel sektör  bünyesinde “İnsan Kaynakları Yönetimi” ilke ve uygulamaları yaygın olarak iş yaşamında yerini almıştır

İnsan Kaynakları Yönetimi ve Çalışma Ortamının İyileştirilmesindeki Rolü

İnsan Kaynakları Yönetimi ve Çalışma Ortamının İyileştirilmesindeki Rolü

Avni Aker /  İNKAY Üyesi  

Geçen yüzyılın ikinci yarısında “bilgi güçtür” anlayışı toplum katmanlarında kabul görmeye başlamıştır. Atılımcı, yenilikçi şirketler bu yaklaşımla yola çıkarak bünyelerinde her konuda daha etkin çalışmaları hayata geçirmek için çaba göstermişlerdir. Özellikle iş yaşamı ve çalışma ortamındaki  farklılıklar yaratılması düşüncesi, daha fazla verimli sonuçların   alınmasını sağlamıştır. Bu dönemde İnsanı bir “değer” olarak görme yaklaşımı da bu gelişmede önemli rol oynamıştır. Endüstri Psikolojisi, Çalışma Psikolojisindeki araştırmalar da insana ve onun bilgisine, birikimine olan ihtiyacı arttırmıştır.

İş yaşamına, insana farklı ve çok boyutlu bakış, çalışanı daha farklı bir yaklaşımla ele alış sonuçta “İnsan Kaynakları” olgusunu gündeme getirmiş, “Bilgi paylaşıldıkça çoğalır” anlayışı ile birlikte ele alındığında,” İnsan öğesi” ön plana çıkmıştır. Bilgiyi paylaşan kişilerin kendilerini de  şirketlerini de geleceğe daha iyi hazırladıkları ve iş verimini arttırdıklarını göstermiştir. Günümüzde, bilgi toplumunun yarattığı etkilerin kişiye ve topluma olumlu katkılar sağladığını her iş kolunda saptamak olasıdır.

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNİN ÇALIŞMA ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİNDEKİ ROLÜ

Bir kurumda İnsan Kaynakları Bölümü, çalışanlarla ilgili her iş ve işlemin yapılabilmesi için çaba göstermek durumundadır. Bunların bir kısmı yasal olarak yapılması zorunlu iş ve işlemlerdir. Ancak bu tür işlerin yapılması yeterli değildir. İnsanı bir ”değer” olarak göremeyen ya da görmemekte ısrar eden şirketler yok olma aşamasına gelmişlerdir. Bazı şirketlerde ise ne yazık ki, İnsan Kaynakları Bölümü varmış gibi görünmekte, ancak şirketin büyüklüğü ile orantılı işler yapamamaktadır. Bazı şirketlerde ise bu bölüm, yalnız bırakılmakta, diğer birimler tarafından yeterli desteği görememektedir. Oysa, günümüzde daha az malzeme ve  daha az çalışanla daha çok üretim yapılması isteniyor. Şirketler de çalışanlarını tamamen işe yönlendiremedikçe başarısız oluyorlar. Şirkete bağlı, bir değer kattığına inanılan çalışanların ise işle ve iş yaşamı ile ilgili fikirleri paylaşılıyor, daha etkin ve istekle çalışabiliyor, müşterilerle daha iyi ilişkiler kurabiliyor üretimi arttırıyorlar.

İnsan Kaynakları Bölümü etkin çalışma ve birlikte gelişmeyi sağlayacak, gerekli uygun ortamı yaratacak birimdir. Bir şirkette çalışanlar arasındaki uyumu sağlayabilecek en uygun birim İnsan Kaynakları Bölümü olmaktadır. Elindeki deneyimli çalışanlarını kaybeden şirketler, bünyelerindeki kişilere ve İnsan Kaynakları Bölümünü önemsemeyen kuruluşlardır. Nasıl bitkilerin yetiştirilmesi için uygun ortamlar gerekliyse, insanlar için de uygun ortamların yaratılması gerekir.

 

İnsan Kaynakları Bölümü’nün en önemli görevlerinden biri de o işyerinde insanların çalışmasına ve üretmesine olanak sağlayacak ortamları yaratmaktır. İnsan Kaynakları planlaması yapmak, olası görevleri ve bunların analizlerini yapmak, adaylarla görüşmek,  işe almak, gereken eğitimleri organize etmek, çalışma koşullarını sağlamak, çalışanları motive etmek , sosyal etkinlikler düzenleyerek ve başka organizasyonlarla şirkete bağlılıklarını sağlamak, özlük haklarını korumak v.b. İşte bunlar İnsan Kaynakları Bölümünün işidir.

Bu amaçla yapılacak çalışmalar, doğal olarak çalışanları da işin içine katarak yapılmalı, onların görüş ve önerileri şirket politikası ve olanakları doğrultusunda hayata geçirilmelidir. Sürekli olarak kendisini yenileyen ve geliştiren kişiler sayesinde şirketin başarı oranı, dolayısıyla da kazançları artacaktır. Elde edilen sosyo-ekonomik  kazançlar, yönetimi ve çalışanları mutlu edecek, herkes şirketine sahip çıkacak, onun sağlıklı büyümesinden ve başarısından gurur duyacaktır. Bu duruma gelindiğinde yapılacak yeni değerlendirmeler dikkate alınmalı, sürekli gelişim için yeni hedefler yeni politikalar yine birlikte oluşturulmalıdır.

Kuruluşların üst düzey yönetimlerinin sözde değil, özde İnsan Kaynakları Bölümüne önem ve öncelik vermeleri olumlu sonuçların alınmasını sağlayacaktır. Şirketin çalışanlarına yapacağı yatırımlar,  onların  hep birlikte geleceğe sağlam adımlarla ve daha güçlü olarak yürümelerine yol açacaktır.

Şirketleri geleceğe taşıyacak en önemli öğe, ” insan” ve kişilerin bilgi ve deneyimleri olduğuna göre, İnsan Kaynakları Bölümü, günün koşullarına göre organize olmalı, şirketteki diğer birimler onlara gerekli destekleri sağlamalı, en uygun çalışma ortamının yaratılması için gerekli koşullar İnsan Kaynakları Bölümünün önderliğinde oluşturulmalıdır.

İnsan Kaynakları Yöneticileri Derneği’nin (İNKAY) yapılan Genel Kurulu sonucu yeni yönetimi belli oldu.

7143 yapılandırma kapsamında peşin veya taksit ihlali bulunan işverenler

DUYURU

Değerli İşverenimiz,
7143 sayılı Kanun ile 2018/Mart ve öncesine ait Kurumumuza borcu bulunanlara
borçların yeniden yapılandırılması imkânı getirilmiş idi.
Bu defa, Kurumumuza borcu bulunan işveren ve sigortalılarımız bu borçları için 27
Ağustos 2018 tarihine kadar başvuruda bulunarak güncellenen ve ödenmesi
gereken borçlarını (peşin ve taksit) süresinde ödemeyerek veya eksik ödeyerek
Kanun hükmünü ihlal edenlerin, 28.12.2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan
7159 sayılı Kanun uyarınca;
-31.08.2018(07.09.2018 tarihine kadar uzatılmıştır) son ödeme tarihli peşin
veya birinci taksit ödemelerine, 08.09.2018 tarihinden ödemenin yapıldığı tarihe kadar,
-31.10.2018 son ödeme tarihli ikinci taksit ödemelerine, 01.11.2018 tarihinden
ödemenin yapıldığı tarihe kadar,
yani geç ödeme zammı ile birlikte 28.02.2019 tarihine kadar (bu tarih dahil)
ödemeleri halinde 7143 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Hesaplanan borçlar için daha önce tercih edilmiş taksit tablosunda belirtilen
taksitlendirmenin kaldığı yerden devam edebilmesi ihlale giren taksitlerin 28.02.2019
tarihine kadar ödenmesine bağlı olup, çok büyük bir fırsat niteliğindedir.
Diğer taraftan, 2018/Aralık ve 2019/Ocak ayı taksitinin 28.02.2019 tarihine kadar
ödenmesi durumunda ihlal olarak kabul edilmeyecek, ancak bu taksitler ödenmemesi
halinde 2019 yılının taksit ihlali olarak kabul edilecektir.
Ayrıca, sigortalı çalıştırmaya devam eden işverenlerimiz; borçlarını yapılandırarak,
prim ve diğer alacaklarımızı süresi içerisinde düzenli olarak ödemeleri halinde
Kurumumuz tarafından uygulanmakta olan 5 puanlık indirim ve diğer teşvik
uygulamalarından faydalanabilecektir.
Kurumumuza olan borçların ödenmemesi veya bu borçların yapılandırılmış ancak
ödemelerin ihlal edilmesi halinde, 6183 sayılı Kanun gereğince icra takip, haciz ve satış
işlemleri ile Kurum alacağının tahsili yoluna gidilecektir.
Siz değerli işverenlerimizin, işyeri dosyanızın işlem gördüğü Merkezimize
başvuruda bulunarak Kurumumuzda tahakkuk etmiş veya varsa tahakkuk edecek
borçlarınız ile yapılandırma kapsamında bulunan ve taksit ödemelerinin süresi içinde
ödemeyerek veya eksik ödeyerek ihlale uğrayan borçlar hakkında bilgi almanız ve şayet
borcunuzla ilgili varsa ödeme belgelerinizi ibraz etmeniz ileride oluşabilecek olumsuz
sonuçları engelleyecektir.

Bu mesajımız bilgilendirme amacıyla gönderilmiş olup, sizlere önemle duyurulur.

 

 

SEÇİMLİ OLAĞAN GENEL KURUL DUYURUSU

Sayın Üyelerimiz,

Derneğimizin Seçimli Olağan Genel Kurulu, 27 Ocak  2019 Pazar günü Saat 11:00’de Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi’nde düzenlenecektir.  Katılımınızı önemle rica ederiz.

Olağan Genel Kurulumuzun gündemini ekte sunar, yeterli çoğunluğu sağlayabilmemiz için Olağan Genel Kurul Toplantımızı üye arkadaşlarımıza hatırlatmanızı rica ederiz.
Genel Kurulda görüşmek dileğiyle,

Sevgi ve Saygılarımızla,
Murat Başaran
Yönetim Kurulu Başkanı

************************ GÜNDEM ***************************

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİCİLERİ DERNEĞİ
GENEL KURUL GÜNDEMİ

1. Açılış
2. Yoklama
3. Toplantı Divan Başkanı, Başkan Vekili ve 1 Yazman Seçimi
4. Atatürk ve Türk Büyükleri  için saygı duruşu
5. Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun Okunması ve İbrası
6. Denetçi Raporunun Okunması ve ibrası
7. Tahmini Bütçenin Okunması ve ibrası
8. Yeni Yönetim Kurulu 9 Asıl ve 9 Yedek Üye seçimi
9. Denetleme Kurulu 3 Asıl ve 3 Yedek Üye seçimi
10.Disiplin Kurulu 3 Asıl ve 3 Yedek Üye seçimi
11.Dilek ve Temenniler
12.Kapanış

Yer :  Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi

B Blok-Zemin Kat-İnciraltı Toplantı Salonu

Doğuyaka Mahallesi, 07300 Muratpaşa/Antalya

https://goo.gl/TZPrua

Saat : 11:00